Home/Taşsız Yüzük, Kazaz El Örmesi Yüzük/Trabzon Kazaz Örme Hasır Model Füme Çift Renk 1000 Ayar Gümüş Yüzük 12 mm.

Trabzon Kazaz Örme Hasır Model Füme Çift Renk 1000 Ayar Gümüş Yüzük 12 mm.

101,99  43,99 

Açıklama

Ürün Stok No: KZZ00000006

Trabzon Kazaz Örme Hasır Model Füme Çift Renk 1000 Ayar Gümüş Yüzük 12 mm.
STANDART YÜZÜK ÖLÇÜSÜ : 14 NUMARA
STANDART YÜZÜK AĞIRLIĞI : 2.50 gr.

STANDART YÜZÜK GENİŞLİĞİ : 12 mm.

Ürünlerimizi sizin seçtiğiniz parmak ölçüsüne göre gönderiyoruz. Parmak ölçüsünde en doğru yöntem, parmağınızı bir kuyumcuda ücretsiz ölçtürmektir. Alyans hariç diğer yüzükleri bulunduğunuz bölgedeki gümüşçülerde 3-5 TL karşılığında parmağınıza göre büyültme veya küçültme işlemi yaptırabilirsiniz. Ya da satın almış olduğunuz ürünün fişi ile birlikte sayfanın altındaki iletişim bölümünde adresi bulunan KUPA GÜMÜŞ – TESBİHBAK.com mağazamıza gelerek yüzük ölçünüzü parmağınıza uygun olarak yaptırabilirsiniz.Her gümüş yüzük kendi numarasının 4-5 numarasına kadar büyüyebilir ve küçülebilir. Sayfamızın sol alt köşesindeki Yüzük Ölçüsü Hesaplama tablosu ile de parmağınıza uygun yüzük ölçünüzü belirleyebilirsiniz. Yüzük Ölçüsü Hesaplama tablosuna göre ölçüm yaparken doğruluk, yapılan ölçümün hassaslığı ile doğru orantılıdır.

KAZAZ ÖRME
Kazaziye sanatı tamamen el emeğine dayalı bir sanattır. Kazaziye, ipek veya naylon tel üzerine burularak 0,08 mikron inceliğinde sarılan, 24 ayar altın ve 1000 ayar gümüş teller ile yapılan özellikle Trabzon’da bilinen, yöresel bir el sanatıdır. Tarihi geçmişi bulunan bu sanatın Mezopotamya uygarlığından günümüze kadar ulaştığı tahmin edilmektedir. Lidyalılarda ilk görülen eserler; uçan at figürü ve kartal motifli kolyenin zincir kısmıdır. Kazazlık sanatı, Osmanlı imparatorluğu zamanında da Anadolunun farklı yerlerinde yaşatılmıştır. Osmanlı döneminde ise “kaftanları” süslemekteydi. Yine o dönemde kadınların şallarının kenarlarına şerit olarak dikilir; bu şeritlere püsküller takılırdı. Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın çok iyi bir kazaziye ustası olduğu bilinmektedir.
Günümüzde de elbiselere işlenen bu tellerden, örgü teknikleri kullanılarak farklı takılar yapılmaktadır. Kazaziye sanatında gerdanlık, bileklik ve ayakkabılar da üretilir. Bayanlar için modern, klasik kolye, küpe, bileklik, erkekler için ise 33’lü ve 99’lu örme tespihler ve imame ucuna takılan kamçı püskülleri, kol düğme modelleri en çok tercih edilen ürünler arasında yer almaktadır. Kazaz işi ise 8 – 10 motiften oluşur, bu motifler işlenir, sonra montajı yapılır. Montaj işleminde kaynak kullanılmamaktadır. Altın ve gümüş teller “çıkrık” adı verilen bir makine ile sarılır. Bu tellerin sarılması sırasında, içte kalan ipek iplik kıvrak tutularak sarma işlemi yapılır. Örgü sırasında sarım işleri tığ, şiş ve minik top altlıkları üzerine uygulanır. Daha sonra şiş ve tığlardan çıkarılır. ilk zamanlar toplar; kurşun toplarının üzerine sonra çirişli üçgen bezlerden yapılan minik toplara, şimdi ise ahşaptan yapılan topların üzerine örülmektedir. Bunun neticesinde bitmiş bir telin kalınlığı ise 03 – 05 mm kalınlığa ulaşır. Bu ürünlerin örgü şekilleri, ören kişilerin kendi özel isteklerine göre farklı model ve tasarımlarda şekillendirilebilir. Zarif görünümlerinin yanında bu ürünler aynı zamanda da sağlamdırlar. Kazazlık işlerinde halen uygulanmakta olan temel örgü formları dört türlüdür. bunlar; balıksırtı, sürgü, top ve ajürdür.

Gümüşün Sağlığa Faydaları
Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler ise şarabı su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için kullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı.
Doktorlar gümüşün faydalarını biliyorlar ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı. İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak deyimi” buradan gelmiştir; çünkü bunu o zamanlarda zengin aileler yapabiliyordu ve zengin çocuğu olmak yani doğuştan kısmetli olmak manasına kullanılan deyim buradan türemiştir.
Dr Henry Crookes, 1900’lerin başında gümüşü pek çok hastalığın tedavisinde kullanmıştır. Bilimsel çalışmaları sonucu bilinen hiçbir mikrobun kolloid gümüşe 6 dakikadan fazla dayanamayacağını söylemiştir. Dr J.Mark Hovel, British Medical Journal’de kolloid gümüşün virüslerin kontrolünde özellikle etkili olduğunu rapor etmiştir.
Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu düşünülmektedir. Tarihte gümüş metal yaprağı bir sargı bezi olarak kullanılmıştır. Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok geniş spektrumda antimikrobiyal özelliliğinden dolayı kullanılmaktadır. Gümüş, yüzde 95’den daha fazla oranda kızılötesi yansıtırlığa sahiptir. Gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin yüzde 95 i kaynağa geri dönecektir. Yani gümüş radyasyona karşı etkilidir. 450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebiliyor. Sedef, şeker, mayasıl, kaşıntı gibi birçok rahatsızlığa da iyi geliyor. Yeni hücrelerin çoğalmasını destekleyerek yaraların iyileşmesini hızlandırıyor. Gümüş aynı zamanda endüstriyel alanda da kullanılmaktadır. Suyu temiz ve saf tuttuğu için içme suyu filtrelerinde ve yüzme havuzu filtrelerinde yer alır.İnsan sağlığı için en büyük faydalarından birisi de kan dolaşımını hızlandırmasıdır.

error: İçeriklerimiz lisanslıdır !