Home/Bayan Takıları/Kolye/Doğaltaşlı Kolye/Oniks ve Zirkon Taşlı Damla Model Roz Renk Kaplama Gümüş Kolye 24 mm.

Oniks ve Zirkon Taşlı Damla Model Roz Renk Kaplama Gümüş Kolye 24 mm.

165,99  84,99 

Açıklama

Ürün Stok No: HKL00000083

Bal Rengi Zirkon Taşlı Damla Model Gümüş Kolye 24 mm.

Kolye ağırlığı: 6.28 gr.
Kolye komple açık uzunluğu: 52.5 cm.
Kolye ucu genişlik: 24 mm. yükseklik: 19 mm.

ONİKS TAŞININ ÖZELLİKLERİ:
Kuvars grubunda yer alan Akik’in, bir alt türü olan Oniks, gri-siyah karışımı ve açık renkli bantlara sahip bir yarı değerli taştır. Bu görünümü nedeniyle, adı Latince’de “tırnak” anlamına gelen sözcüğe karşılık gelmektedir. Oniks, opak görünümünde ve camsı bir parlaklığa sahiptir. Takı, süs eşyaları ve çeşitli objelerin yapımında yaygın olarak kullanılır.
İşlenebilir olması ve estetik özellikleriyle çok eski çağlardan bu yana çeşitli süs eşyaları ve takıların yapımında kullanılır. Oniks taşı; pozitif, sakinleştirici ve iyileştirici tüm özelliklerini bedene iletir.

Siyahtan beyaza kadar (siyah, kahverengi, gri, beyaz) farklı renklerde birçok katmana sahip olan taşın, kırmızı renkli şeritli türü Sardoniks olarak bilinir. Oniks’in renkli formaları daha yaygın olmakla birlikte siyah oniks daha az bulunur.

Pozitif düşünce ve sağlık taşı olarak bilinen Oniks, kimi kaynaklarda ise Oniks “ayrılık taşı” ya da “şans taşı” olarak geçer.

Oniks Taşının Ruhsal Faydaları:
Mutluluk, kendine güven, stres azaltıcı, depresyon üzerinde etkili bir taştır.
Nazar konusunda en etkili taşlardan biridir, olumsuz enerjiye karşı kişiyi korur.
Sakinleştirme özelliği vardır. Cesaret ve şans getirdiğine inanılır.
Odaklanma güçlüğü çeken kişilerin konsantrasyonuna olumlu etki sağladığı bilinmektedir.
Kadın erkek ilişkisinde dengeleyici etki gösterir.
Kaygıyı azaltır ve gelecek konusunda rahatlama sağlar.

Oniks Taşının Fiziksel Faydaları:

Sinirleri ve heyecan merkezini yatıştırır. Dinlendiricidir.
İşitme güçlüklerinde etkili bir taştır, duymayı artırıcı etkisi vardır.
İç kulak hastalıklarında, tene temas etmesi koşuluyla iyileştirici etki gösterir.
Bedenin rahatsızlık hissedilen bölgesine günde birkaç kez kuru temas etmesi halinde, ağrıyı hafifletici etki gösterir.
Aşırı cinsel istekliliğin azalmasında etkilidir.
Rahim hastalıklarında olumlu etkisi vardır.

Oniks Taşının Çıkarıldığı Yerler: Dünya üzerinde çok farklı merkezlerden elde edilen Oniks, yaygın olarak Çin, İtalya, Madagaskar, Meksika, Mısır, Almanya ve Hindistan’dan çıkarılır.

Oniks Taşının Sertlik Derecesi: 7

Oniks Taşı Nasıl Temizlenir: Oniks taşının, üzerine topladığı olumsuz enerjiden arındırılması için, akan su altında 5 dakika yıkanması önerilir. Güneş altında bir saat bekletilmesi de taşta arındırıcı etki gösterir.

Oniks Taşının Uyumlu Olduğu Çakra: Kök (Omurilik, kuyruk sokumu)

Oniks Taşının Uyumlu Olduğu Burçlar: Kova, oğlak ve yay.
Oniks Taşının Sembolü Olduğu Unsurlar: Sağlık, pozitif düşünce

ZİRKON TAŞININ ÖZELLİKLERİ

Zirkon doğada koyu kırmızı, turuncu, mor, sarı, kahverengi, mavi ve şeffaf olmak üzere pek çok renkte bulunan bir taştır. Günümüzde en çok mavi ve şeffaf türleri rağbet görmektedir. Mavi ve yeşil renklilerine “starlight” Zirkon da denilmektedir. Sarımsı ve şeffaf olanları ise “jargon” diye adlandırılır. Zirkon elmas ve pırlanta ile çok karıştırılan, mücevher endüstrisinde de bu sebeple sıklıkla kullanılan bir taştır. Işığı kırma yetisi, parlaklığı elmasa benzemekle beraber, rezerv bolluğu Zirkon’u Elmas ve Pırlanta’nın yerine iyi bir alternatif yapmaktadır. Zirkon sadece mücevher piyasasında değil, endüstriyel olarak;zirkonyum ve zirkonyum oksit olarak da kullanım alanına sahiptir. Dünya pazarına dağıtılan Zirkon’un %40’ı Avustralya’dan elde edilmektedir.
Diğer taşlarla karşılaştırıldığında Zirkon’u eşsiz kılan iki niteliği öne çıkmaktadır. Birincisi Zirkon öyle dayanıklı bir yapıdır ki; yanardağ patlamalarından, meteor çarpmalarından hasar almadan kurtulabilmektedir.

GÜMÜŞ VE SAĞLIĞA FAYDALARI

Gümüş çok eski zamanlardan beri bilinmekle birlikte yine de altın ve bakırdan sonra keşfedilmiştir. Altın az olmasına rağmen, dünyanın her yanına yayılması sebebiyle daha önce kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca tabii halde gümüş az olup, çok derinlerde bulunuyordu. Gümüşün MÖ 3100 yıllarında Mısırlılar ve MÖ 2500 yıllarında Çinliler ve Persler tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Yunan tarihinde Atina’daki gümüş madenlerine rastlanır. MÖ 800 yıllarına doğru gümüş, Nil nehri havalisinde para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Gümüşü ilk olarak Romalıların işlemeye başladıkları iddia edilmektedir. Endüstri ilerledikçe daha karışık ve saf olmayan gümüş filizleri üzerinde çalışılmaya başlandı. Çok eskiden gümüş, dünyanın birçok yerlerinde az miktarda bulunan doğal gümüş kaynaklarından elde ediliyordu. Doğal gümüş; saf veya daha çok altın, bakır, civa ve diğer metallerle alaşımlar halinde bulunuyordu. Norveç’te, Güney Peru’da, Colorado’da kazılarda işlenmiş büyük külçeler bulunmuştur. İspanya’da 1860’ta sekiz tonluk bir külçe çıkartılmıştır. Gümüş, daha çok yer kabuğuna dağılmış bileşikler halinde bulunur. Gümüş eşya üzerindeki kararmanın sebebi, havadaki hidrojen sülfür ve yumurta gibi bazı yiyeceklerde bulunan kükürttür. Bazı insanlarda gümüşün erken kararması da terden geçen bu kükürt yoğunluğudur. Süs eşyası ve tesbih üretiminde, ayna yapımında, fotoğrafçılıkta, bazı ilaçlar ile alaşımların hazırlanmasında kullanılır. Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler ise şarabı su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için kullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı.
Doktorlar gümüşün faydalarını biliyorlar ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı. İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak deyimi” buradan gelmiştir; çünkü bunu o zamanlarda zengin aileler yapabiliyordu ve zengin çocuğu olmak yani doğuştan kısmetli olmak manasına kullanılan deyim buradan türemiştir.
Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu düşünülmektedir. Tarihte gümüş metal yaprağı bir sargı bezi olarak kullanılmıştır. Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok geniş spektrumda antimikrobiyal özelliliğinden dolayı kullanılmaktadır. Gümüş, yüzde 95’den daha fazla oranda kızılötesi yansıtırlığa sahiptir. Gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin yüzde 95 i kaynağa geri dönecektir. Yani gümüş radyasyona karşı etkilidir.
450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebiliyor. Sedef, şeker, mayasıl, kaşıntı gibi birçok rahatsızlığa da iyi geliyor. Yeni hücrelerin çoğalmasını destekleyerek yaraların iyileşmesini hızlandırıyor.
Gümüş aynı zamanda endüstriyel alanda da kullanılmaktadır. Suyu temiz ve saf tuttuğu için içme suyu filtrelerinde ve yüzme havuzu filtrelerinde yer alır. İnsan sağlığı için en büyük faydalarından birisi de kan dolaşımını hızlandırmasıdır.

error: İçeriklerimiz lisanslıdır !