Home/Tesbih/Doğaltaş Tesbih/Kırmızı Mercan Arpa Kesim 925 Ayar Gümüş Püsküllü 33lük Tesbih

Kırmızı Mercan Arpa Kesim 925 Ayar Gümüş Püsküllü 33lük Tesbih

185,99  97,99 

Açıklama

Ürün Stok No: DTT00000014

Kırmızı Mercan Arpa Kesim 925 Ayar Gümüş Püsküllü 33lük Tesbih
Komple boy: 21.5 cm.
Komple ağırlık: 18.01 gr.
İmame uzunluğu: 16 mm.
Tane boyutu: Boy:8 mm – En:6 mm.
Tane şekli: Arpa kesim
İmame hariç püskül: 55 mm.

MERCAN NEDİR?

Mercanları tanımayan biri, onları gördüğünde ya büyük bir kaya ya da bir su altı bitkisi zanneder. Ancak mercanlar, ne bir kaya parçası ne de bitki olup gerçekte birer hayvandır. Deniz omurgasızlarından Anthozoa sınıfının üyeleridirler.Organik bir taştır. Mercan su dışında bırakıldığında taş gibidir. İlkel organizmalar olan mercan poliplerinin kireçleşmiş iskeletlerinden oluşur. Kireç karbonatı, magnezyum florüt ve kalsiyumdan oluşmaktadır. Bu sebeple kuyumculuk ve tesbihçilikte doğaltataş olarak anılmaktadır. Denizin dibinde ise adeta bitki görünümünde yaşamaktadır. Denizin diplerinde rengarenk çiçek bahçelerini andırırlar. Suyun yüzünden yukarı çıkıp kuruyunca katılaşıp toprak olur. Bu özelliklerinden dolayı mercanlar uzun yıllar denizlerde büyüyen taş haline gelmiş çiçekler olarak sanıldılar. Günümüzde ise mercanlar, omurgasız hayvanlar sınıfında incelenmektedir.
Mercan kayalıklarının meydana gelebilmesi için suyun ılık olması lazımdır. Norveç batı sahillerinde olduğu gibi soğuk iklim bölgelerinde de mercan kayalıklarına rastlanmaktaysa da, mercan kayalıklarının en çok bulunduğu yerler; Afrika’nın doğu sahillerinden Büyük Okyanus’daki Hawaii Adaları arasındaki bölge ile Bermuda’dan Brezilya’ya kadar olan bölgelerdir. Akdeniz’de de çalı veya ağaç biçimli koloniler halinde, 200 metrelik derinlerde bulunurlar. En meşhur mercan kayalıkları Avustralya’nın kuzeydoğu sahillerinde bulunan ve uzunluğu 2000 km olan Büyük Set Resifi’ndir. Mercanların renk ve görünüşleri çeşitlidir. Çimen, yelpaze, ağaç dalı şeklinde olanları vardır. Kırmızı, yeşil, turuncu, beyaz, çizgili ve desenli de olabilirler.
Çok eskiden beri mercan iskeletlerinden süs eşyası yapılmaktadır. Kolye, gerdanlık, küpe, tesbih gibi eşya imal edilir. Kırmızı mercan en değerlileridir.Isıya ve asitlere karşı duyarlı olan mercandan yapılmış tesbihler, kullanıldıkça renk değişimine uğrayabilir. Bunun yanında, mercanın nazara karşı koruma sağlaması ve “hayat ağacı” olarak anılmasında etkili olan canlandırıcı özelliği, mercan tesbihleri günlük kullanım için ideal kılar.
Mercan hakkında Kur’an-ı Kerim de Rahman Suresi’nin 22. ve 58. ayetlerinde bahsedilmektedir.

MERCAN TAŞININ RUHSAL VE FİZİKSEL FAYDALARI

Mercan taşı doğal bir şifalı taş olarak pek çok soruna karşı tedavi edici özellik taşır. Kalp rahatsızlıklarından sindirim sistemine kadar sayısız faydası bulunan mercan taşının, iyileştirici amaçlı kullanımı halk arasında yaygın olarak bilinmektedir. Mercan taşının başlıca faydaları ise şu şekilde sıralanabilir:
Sedef hastalığı ismi verilen deri hastalığında iyileştirici bir özellik göstermektedir.
Kalp ve damar hastalıklarında kalbi koruyucu, damarları güçlendirici bir etki gösterir.
Dalağın daha düzenli çalışmasına ve korunmasına yardımcı olur.
Kişisel ruhsal durumlarda düzenleyici etkisi gözlenmiştir.
Kişinin denge bozukluğunda düzenleyici bir etkisi bulunmaktadır.
Kişinin bulunduğu çevre içerisindeki iletişimlerini düzenlemede, pozitif enerji vermede yardımcıdır.
Karar alınırken net ve dik durmayı sağlayan bir özelliği vardır. İnsanın kendine olan öz güvenini yukarı çeker.
Olumsuz duygulara ya da negatif enerjilere karşı dayanıklı yapmasının yanında ruhsal sağlığı koruması ile de bilinir.
Kişiye manevi güç verir, cesaretlendirir.
Nazar gibi bazı batıl inançlara karşı koruyucudur.
Kişinin konsantrasyon eksikliği yaşadığı durumlarda kullanılmaktadır. Konsantre olma gücünü arttırır.
Sindirim sistemindeki bozukluklara karşı düzenleyici bir etki gösterdiği bilinmektedir.

Mercan’ın Çıkarıldığı Yerler:
Afrika, Avustralya kıyıları, Batı Hint Adaları, Malezya, İtalya, Cezayir, Sicilya, İspanya, Japonya kıyıları ve Büyük Okyanus
Mercan’ın Sertlik Derecesi: 3-4
Mercan Taşı Nasıl Temizlenir: Mercan taşının kullanımı sonrası, negatif enerjiden arındırılabilmesi için ayda bir berrak tuzlu suda bekletilmesi gerekir. Doğal olması nedeniyle deniz suyu olması tercih edilmeli ve gece boyunca bu suda arındırılmalıdır.
Mercan’ın Uyumlu Olduğu Çakra: Gırtlak, Güneş Sinir Ağı
Mercan’ın Uyumlu Olduğu Burç: Balık, Boğa, Oğlak, Terazi, Akrep
Mercan’ın Sembolü Olduğu Unsurlar: Hayat, Kararlılık

TESBİH HAKKINDA

İslâm âleminde tesbih, Allāh’ın Esma’ü-l Hüsnâ’sını yâni Güzel İsimleri’ni ibâdet amacıyla ve belirli bir sayıda zikretmek için kullanılan araçtır. Aynı boyutlara ve aynı şekle haiz 33, 99, 500 ya da 1000 adet dânenin (tânenin), en basit hâliyle, iki ucu biribirine düğümlü bir ipe dizilmesinden oluşur. 500’lük ve 1000’lik tesbihler, eskiden tekkelerde ve daha çok toplu zikirlerde kullanılırdı.
Tesbihle ilgili olarak çeşitli menkıbeler de ileri sürülmüştür. Bunlardan en yaygın olanı, Veysel Karânî’ye atfedilerek anlatılanıdır. Hadiseye göre, Vey­sel Karânî, Yemen’de Hz. Muhammed (S.A.V.)’i bulmaya gelir. Ancak, ken­disini bulamayınca çok üzülür. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz’in Uhut Savaşı’nda kırılmış olan dişini alır. Bu arada kendi dişlerinin hepsini de çek­tirip bir ipe dizer. Böylece ilk tesbihin ortaya çıktığı varsayılır. Bundan ötürü Veysel Karanî, tesbihcilerin piri sayılmaktadır.
Özellikle çok sayıda devlet yöneticisinin hediye kayıtlarında çok ilginç tesbih cinsleri ile karşılaşılmaktadır. Sadrazamların hükümdarlara, valide sultana, şehzadelere özellikle Kadir Gecesinde seccade ve tesbih hediye etmeleri bir gelenek haline gelmiştir. Hattâ tesbih, sadece hediye olarak kalmayıp ilginç bir uygulamada da karşımıza çıkmaktadır. Sultan I. Ahmed, kendi adıyla anılan camiyi yaptırdıktan sonra ilk cuma namazı kılınacağı zaman, bu caminin kaç kişi alacağını öğrenmek için camiye giren herkese birer öd ağacından yapılmış tesbih hediye edilmesini emretmiş ve bu suretle 86.000 den fazla tesbih verildiği anlaşılmış. Cami boşalırken de çıkana bir kalenbeki
tesbih hediye edilerek aynı sayı bulunmuştur.

“Tesbih çekmek”: Baş ve işâret parmaklarının orta parmak üzerine yerleştirilen tesbihin tânelerini bileğe doğru hareket ettirmesiyle senkronize olarak Allāh’ın Güzel İsimleri’nden birini hafî (içinden) ya da cehrî (sesli) olarak herbir tânede tekrarlamak anlamındadır. Fakat tesbihin muhtelif parçalarının tornada çekilerek yapılmasından ötürü bu imâlât işlemine de “tesbih çekmek” denilmektedir.

Tesbihin tâneleri genellikle kürevî (küresel, yuvarlak), beyzî (elipsoidal), şalgamî, üstüvânevî (silindirik,kesme) ve armudî olur. Çokyüzlü kristal gibi fasetalı ya da farklı estetik biçimlerde oymalı, daha fantezi biçimlerde olanları da vardır.

Tesbihin, tesbihçinin san’atını sergileyen en önemli parçası tânelerin dizili olduğu ipin iki ucunun buluştuğu yerdeki imâme’dir. Bu, tesbihin zarîf görünmesini sağlamak üzere genellikle tânelerin uzunluğundan 4 ilâ 7 misli daha uzun tutulan ve dönel simetriyi haiz olan bir parçadır. Boğumlarından birinde hareket edebilen bir, iki ya da üç adet halka da bulunabilir. İmâmenin altındaki iki delikten girip de üstündeki tek delikten çıkan tesbih ipinin iki ucu helezonî biçimde burulur. Bu ipe birkaç adet (genellikle üç adet) küçük ve ip üzerinde kayamayacak kadar ip deliği dar tutulmuş olan tâne daha eklenir. İki ucu burulmuş olan ipin bittiği yere hâtime (ya da tepelik) denilen, şekli tânelerinkinden farklı bir parça ilâve edilir. Hâtimenin üstündeki konik deliğe tıpatıp oturan, çivi denilen ve alt tarafı aynı konik şekli haiz olan kısım ise tesbih ipinin iki ucunun rabtedildiği kilit noktasıdır. Zamanımızın büyük tesbihçilerinden Neyzen Niyâzi Sayın “çektiği” bâzı tesbihlerde imâmeden sonra ve hâtimeden önce birer de Mevlevî Sikkesi şeklinde iki parça ilâve etmektedir. Bâzı tesbihlerin ucuna ibrişimden, ipekten, gümüş ya da altın tellerden yapılmış bir püskül takılır ki buna da kamçı denilmektedir.

Tesbihin diğer parçaları ise durak (ya da nişâne) ve pul’dur. Durak ya da nişâne 99’luk tesbihlerde 33. ve 66. tânelerden sonra konulan ve tesbihin dışına doğru sarkan özel şekilli parçalardır. Bunlar 99’luk bir tesbihi 3 adet 33’lük kısma ayırırlar. Bâzen üzerilerinde hareketli halkalar da bulunur. İşin tasavvufî derinliğine vâkıf tesbihçiler 33’lük tesbihlerde yassı bir parça olan pulu “Pençe-i Âl-i Abâ”ya yâni Hz Peygamber’in Ehl-i Beyti’ne delâlet etmek üzere imâmeden i’tibâren her iki yanda 5., ve 99’luk tesbihlerde de “Oniki İmâm”a delâlet etmek üzere imâmeden i’tibâren her iki yanda 12. tânelerden sonra koyarlar. Bu âdetin dışında, pulları 7. ya da 11. tânelerden sonra koyanların sayısı fazladır.

Tesbih dizimi dahî ince bir iştir. Tes­bih ipi­nin iki ucunun helezonî buruluşu, uç­la­rı­nın bal­mu­mu­la­nı­şı, imâmenin al­tın­da­ki ve üs­tün­de­ki dü­ğüm­le­rin atı­lı­şı her­ke­sin ko­lay ko­lay taklîd ede­me­ye­ce­ği bir mahâret ister.

Çeşitli maddelerden tesviye edilmiş olan tesbih tânelerinin çapı genellikle 4 ilâ 10 mm arasında olur. Daha büyük çaplı tâneleri olan tesbihler de vardır ama bunların pratik bir faydası yoktur. Ya süs için ya da kolleksiyonlar için yapılırlar. Tâneleri küçük olan tesbihlere, halk arasında, “Zenne (ya da Kadın) Tesbihi” denir.

Tesbihçilik tıpkı hat san’ati, ebrû san’ati gibi Türkler’in elinde ve ustalığında XIX. yüzyılda şâhikasına erişmiş bir san’attir. Bu san’atin elimizdeki en eski örnekleri maalesef XVII. yüzyıldan önceye ulaşmamaktadır.

Tesbihçiler arasında, bugün hepsi de rahmetli olup da eserlerinde ustalıkları ile dillere destân olmuş olanlar şunlardır: Tophâneli Sâdık usta, Mevlânâkapılı Mahmûd usta, Horozun Sâlih usta, Kalafatçı Hasan usta, Yamalı Nûrî usta, Eyüplü Deli Tâhir usta, Balatlı Nûrî usta, Fildişici Burhan usta, Kalemdar Hayri usta, Kehribarcıbaşı Ali usta, Beşiktaşlı Sağır Rıfat usta ve öğrencisi Topuzun Halîl usta ve Tophâneli İsmet usta. 1920’lerden sonra tesbihçilik san’ati merhûm: Hilmi efendi, Akgerdan Mehmet Cemil bey, Edinekapılı Gâlib Başsaka efendi ile onun talebesi, Allāh uzun ömür versin, Neyzen Niyâzi Sayın tarafından sürdürülmüştür.

Tesbihçilikde, eskiden, bir kemâne ile döndürülen, ağaçtan yapılmış özel bir torna kullanılırdı. Çargûşe denilen delici bölümle malafa denilen kalıp sol eldeki kemâne aracılığıyla bir ileri bir geri döndürülür; puntalar arasındaki sıkıştırma sol ayakla temin edilir; sağ el kullanılarak da rende ve arda denilen kesici âletler aracılığıyla tesbih parçaları çekilirdi. Bu ilkel tornalarla tânelerin aynı boyutlarda çekilmesi büyük mahâret isterdi. Günümüzde hâlâ değerli tesbih ustaları tesbih parçalarını elle çekmekteyseler de bâzıları da bilgisayarlı hassas torna tezgâhlarını tercih etmekte ve eski ustaların eserlerini aynı boyutlarda hemen kopyalayabilmektedirler. Ancak “bilgisayarlı torna tesbihçiliği” kopyacı üretimden ileri gitmemekte ve tesbihçiliğin san’at yanını gitgide öldürmektedir.

Tesbih parçalarının imâlâtında ise ham madde olarak:

1. akik, altın, cam, elmas, firûze, gümüş, kantaşı, katalin (plâstik), lâpis lazuli, lületaşı, malekit, necef, Oltu (Erzurum)taşı, şahçerağ, şahmaksut, yâkut, yeşim, yıldız (kedigözü), zebercet, zümrüt, vs. gibi mâdenî;

2. deve kemiği, fil dişi, gergedan boynuzu (zergerdân), inci, kaplumbağa kabuğu (bağa), manda boynuzu, mercan, naka’ (deniz fili dişi), sedef, toynak, vs. gibi hayvânî ve

3. abanoz, demirhindi, düveydârî, gül ağacı, hindistan cevizi, kehribar, köknar, kuka, mâverd, narçıl, öd ağacı, pelesenk, sandal ağacı, sırçalı kuka, sakız ağacı (nebik), yılan ağacı, zeytin ağacı, vs. gibi nebâtî

çeşitli maddeler kullanılmaktadır.

Tesbihlerin makbûl olanı tâneleri büyüklük ve şekil bakımından aynı olanlardır. Ama eğer şu ya da bu sebebden ötürü tâneler arasında büyüklük farkı zuhur etmişse bu takdirde bunlar en büyük tâneden başlayarak en küçüğüne doğru dizilirler. Bu dizim şekline servi dizimi denir.

TESBİH ADAB-I

Tesbih, ipe dizilmiş 33 tane boncuktan çok ötede bir anlayışı ifade ettiğinden, taşıması, çekmesi, bir başkasına verilmesi, alınması derin bir görgü gerektiren bir objedir. Tesbih adabında cepten çıkarılıp çekilmeye başlanmaz.

Cepten çıkarılan tesbihin imamesi sol elin avcu içerisinde tutulur ve sağ elle tesbih sıvazlanır.
Sağ elle sıvazlanırken bittiği yerden tutulur sol elle imameye doğru sıvazlanır. Bu tesbihi sevmenin bir göstergesidir. Birkaç kez yinelenir. Sonrasında usulca çekmeye başlanır. Bir başkasına verirken iki el tesbihin altına yastık yapılarak, vermekten öte sunulur.Karşı taraf da tesbihi aynı özenle iki eliyle alır ve tesbihi az önce anlattığım gibi önce bir sever sonra çekmeye başlar.

Bir başkasından tesbihini istemenin yolu “hacı iki de biz sallayalım şunu” şeklinde değildir.
“Biraz da ben dolaşayım” denir. Tesbih esasında çekilmez, ruh ve beden Allah (c.c.) zikredilirken tesbihin üzerinde dolaşır. Bunu hissederek istenir ve hissedene verilir.

Tesbihin ustasının üzerindeki emeği helal edilir. Çünkü gerçek anlamda sözünü ettiğimiz tesbih, fabrikasyon, plastik tesbihler değil. Genelde kemane tezgahlarda yapılan ve hammaddesi Afrika’nın zehirli ağaçları olan tesbihler. Dolayısıyla pek çok tesbih ustası bu zehirli ağaçların talaşını solumaktan erken yaşta vefat eder ve yine pek çok tesbih ustası zehirleneceğini bile bile tesbih yapmaya devam eder.
Tesbih genelde yılan ağacı, öd ağacı, ateş ağacı, sandal ağacı gibi ağaçlardan yapılsa da en değerli malzemesi kehribar denen çam reçinesinin fosilleşmiş halidir. Bunun dışında en önemli malzemelerden biri de mamut dişidir. Kehribar ve mamut dişi genelde Rusya’da bulunan malzemeler olduğundan, Sovyetlerin dağılışının ardından Türkiye’ye bol bol getirtilmiştir. Mamut ve kehribar gibi az bulunan malzemelerin yanı sıra has tesbihler gergedan boynuzu ile kaplumbağa kabuğundan yapılır. Tesbih yapmak için gergedan vurmak ya da kaplumbağa katletmek elbette caiz sayılmaz. Ancak gergedan boynuzundan yapılmış bir tesbihin gergedanı, kaplumbağayı ya da mamutu tesbihte yaşattığına inanılır.
Belki de milyonlarca yıl önce ölmüş bir hayvan, Allah ve kul arasında yaşamına devam eder.

Sonuçta tesbihe saygı duymanın en büyük gerekçelerini sıralayacak olursak,
Allah ve kul arasında bir köprü, uğruna ölen bir usta ve tesbihte varolan bir canlı, tesbihin yalnızca erbabının kullanabileceği ağırlıkta olduğunun göstergesidir.

error: İçeriklerimiz lisanslıdır !