Home/Erkek Gümüş Yüzük/Mineli Yüzük/Kayı Boyu Varaklı Gece Mavisi Mineli Otantik Desen ve Vav Motifli 925 Ayar Gümüş Yüzük

Kayı Boyu Varaklı Gece Mavisi Mineli Otantik Desen ve Vav Motifli 925 Ayar Gümüş Yüzük

167,99  117,99 

Açıklama

Ürün Stok No: GMY00000012

Kayı Boyu Varaklı Gece Mavisi Mineli Otantik Desen ve Vav Motifli 925 Ayar Gümüş Yüzük
STANDART YÜZÜK ÖLÇÜSÜ : 21 NUMARA
STANDART YÜZÜK AĞIRLIĞI : 15.6 gr

Ürünlerimizi sizin seçtiğiniz parmak ölçüsüne göre gönderiyoruz. Parmak ölçüsünde en doğru yöntem, parmağınızı bir kuyumcuda ücretsiz ölçtürmektir. Alyans hariç diğer yüzükleri bulunduğunuz bölgedeki gümüşçülerde 3-5 TL karşılığında parmağınıza göre büyültme veya küçültme işlemi yaptırabilirsiniz. Ya da satın almış olduğunuz ürünün fişi ile birlikte sayfanın altındaki iletişim bölümünde adresi bulunan KUPA GÜMÜŞ – TESBİHBAK.com mağazamıza gelerek yüzük ölçünüzü parmağınıza uygun olarak yaptırabilirsiniz.Her gümüş yüzük kendi numarasının 4-5 numarasına kadar büyüyebilir ve küçülebilir. Sayfamızın sol alt köşesindeki Yüzük Ölçüsü Hesaplama tablosu ile de parmağınıza uygun yüzük ölçünüzü belirleyebilirsiniz. Yüzük Ölçüsü Hesaplama tablosuna göre ölçüm yaparken doğruluk, yapılan ölçümün hassaslığı ile doğru orantılıdır.

KAYI BOYU “IYI”
Oğuzların Bozok kolundan bir boydur. Osmanlı Hanedanı bu boydan gelmiştir. Osmanlılar zamanında, Rumeli’nin fetih ve iskanına katıldılar. Sultan II. Murad, soyunun bu boya mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgasının, Kanuni’ye kadar çeşitli eşya ve silahlar üzerine konulmasına devam edilmiştir. Kayı kelime anlamı olarak güç, kuvvet ve kudret sahibi demektir. Kayı boyunun damgası, iki ok ve bir yaydan oluşur. Babası Gün Han ve dedesi Oğuz Han olan Kayı Han bu boyun ilk atasıdır. Anadolu’ya gelen boylardan biri olmakla beraber önce Ahlat bölgesine yerleşmişlerdir. Anadolu Selçuklu sultanı I. Alâeddin Keykubad bu sırada göçebe hayatını yaşayan Kayıları; Viranşehir, Halep ve Karacadağ yöresine yerleştirmiştir. Ertuğrul Bey ile Dündar beyler Söğüt ve Domaniç yörelerine yerleşmişlerdir. Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullanmışlardır. Ertuğrul Bey, bu tarihlerde Türkiye Selçukluları Devleti’nin batı sınırında bir ”uçbeyi’ idi. Uçbeylerinin görevi sınırları korumaktı. Ertuğrul Bey, çok ileri bir yaşta Söğüt’te vefat etti (1281). Kayı Boyu, Osmanlının kuruluş dönemlerinde Evrenos Gazi ve Hacı İlbey gibi beyleri ile balkanların fethinde büyük yararlılık göstermiş, Vardar ovası ve Kaza-i Cuma yöresine yerleşmişlerdir.

Mine Nedir?
Günümüzde çok yaygın biçimde kullanılan mine, altın, gümüş ya da bakır gibi metallerin yüzeylerinin sert ve parlak bir cam katmanla kaplanmasıdır. Basit olarak bu şekilde tanımlanabilecek yöntemle, takılarda hem daha parlak hem de daha canlı görünüm sağlanır. Eski Mısır’dan bu yana bilinen bu teknik, yüzyıllardır resim ve heykel sanatında, minyatürde ve çok çeşitli el sanatlarında kullanmaktadır.
Bilinen en zarif bezeme biçimlerinden biri olan mine, cam tozu ve çeşitli kimyasal maddelerin, istenen rengi verecek metal oksitleriyle karıştırılıp ısıtılmasıyla elde edilir. Bu ısıtma işlemi ise sıcak fırınlarda özel bir yöntemle yapılır. Elde edilen karışım soğuduktan sonra, dövülür ve toz haline dönüştürülür. Daha sonra mine tozu, kaplayacağı metalin üzerine dökülür ve fırınlanır. Sıcak fırında eriyen mine, metal yüzeyle kaynaşır ve o bilinen güzel camsı görüntüsüne kavuşur. Bu yöntem Sıcak Mine olarak bilinir.

Gümüşün Sağlığa Faydaları

Jül Sezar döneminden beri biliniyor. Romalılar, küçük gümüş parçacıklarını yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için; Grekler ise şarabı su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için kullanırlardı. Ayrıca Roma döneminde sadece gümüş kaplarda su taşıyan askerlere savaşa gitmeye izin verilirdi çünkü Romalılar gümüş kapların suyu temiz ve saf tuttuğunu biliyorlardı.

Doktorlar gümüşün faydalarını biliyorlar ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı. İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı. “Ağzında gümüş kaşıkla doğmak deyimi” buradan gelmiştir; çünkü bunu o zamanlarda zengin aileler yapabiliyordu ve zengin çocuğu olmak yani doğuştan kısmetli olmak manasına kullanılan deyim buradan türemiştir.

Dr Henry Crookes, 1900’lerin başında gümüşü pek çok hastalığın tedavisinde kullanmıştır. Bilimsel çalışmaları sonucu bilinen hiçbir mikrobun kolloid gümüşe 6 dakikadan fazla dayanamayacağını söylemiştir. Dr J.Mark Hovel, British Medical Journal’de kolloid gümüşün virüslerin kontrolünde özellikle etkili olduğunu rapor etmiştir.

Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu düşünülmektedir. Tarihte gümüş metal yaprağı bir sargı bezi olarak kullanılmıştır. Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok geniş spektrumda antimikrobiyal özelliliğinden dolayı kullanılmaktadır.
Gümüş, yüzde 95’den daha fazla oranda kızılötesi yansıtırlığa sahiptir. Gümüşle temas eden radyoaktif enerjinin yüzde 95 i kaynağa geri dönecektir. Yani gümüş radyasyona karşı etkilidir.
450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebiliyor. Sedef, şeker, mayasıl, kaşıntı gibi birçok rahatsızlığa da iyi geliyor. Yeni hücrelerin çoğalmasını destekleyerek yaraların iyileşmesini hızlandırıyor.
Gümüş aynı zamanda endüstriyel alanda da kullanılmaktadır. Suyu temiz ve saf tuttuğu için içme suyu filtrelerinde ve yüzme havuzu filtrelerinde yer alır.
İnsan sağlığı için en büyük faydalarından birisi de kan dolaşımını hızlandırmasıdır.

error: İçeriklerimiz lisanslıdır !